Ana Sayfa Yönetim Kurulu Tarihçe Tüzük Temsilcilikler Yayınlar Etkinlikler Sergiler Yarışmalar Müze İletişim Bağlantılar
Ana Sayfa
 
 

adnan taç

 
 
 

ADI GİBİ İMZASI DA IŞIK SAÇARDI…

Zaman çabuk geçiyor… Kapıda güz güllerinin açtığı serin bir kasım günüydü.

 

Çıkmaz Sokağa İtilen İnsan Oldu Sanatçı!

Kültür ve sanat hayatındaki geçmişi ve yetiştirdiği insanlarla tarihe mal olmuş bir kent düşünün.

 

Sanatı dert edinmek...

Benim derdim sanat. Çabam ve uğraşım nereye kadar gidebiliyorsa oraya kadar.

 

Sanatçı Kimdir?

Sanatçı, geceleyin gökyüzündeki ışıl ışıl yıldızları, sütliman denizi, hırcın dalgaları, martıları, ...

 

Sessiz Bir Gemi Kalkar Limandan Ziya Ramoğlu ile Birlikte…

Kasım ayında nadir görünen güzel bir Kasım günüydü o gün.

 
 
 
     
     
 
      
 
     
 
   
ERDOĞAN BOZOK VE TRABZON ANILARI…
 
İstanbul uzak bir şehir… Yıllar yılı Trabzon’dan İstanbul’a bakmaya çalıştık.
 
Karikatür sanatıyla tanıştığım 1970’li yıllarda rahmetli Oğuz Aral’ın sevimli tiplerinin yer aldığı maceraları takip ettim. İple çektiğim hafta sonları, Gırgır Dergisi ile olan dostluğumun artmasına ve karikatürü daha çok sevmeme neden oldu.
1980’li yıllar, karikatürlerimin gazetelerde ve dergilerde yayınlanmaya başladığı yıllardı. Karikatürün ustalarını daha yakından tanımaya, karikatür çizimindeki tercihlerimi gözden geçirmeye başlamıştım.
Arayışlar yıllar yılı sürdü gitti…
Anadolu’nun uzak bir köşesinde; dergilerde, gazetelerde karikatürleri ve haberleri çıkan usta sanatçılarla bir gün tanışabilmenin hep hayalini kurdum.
1990’lı yıllarda yönetmenliğini yaptığı “Keşanlı Ali” oyunu ile Oğuz Aral Trabzon’a geldiğinde onunla tanışmanın, kısa da olsa iki satır konuşabilmenin önemini satırlara dökmek çok zor.
Yıllar yılı içime dert oldu görüntüleyemediğim o bir kare fotoğraf…
Ardından Semih Balcıoğlu…
Kahkahası bol, bir İstanbul beyefendisi, bir dünya sanatçısıydı…
Kendisini, Taka Mizah sayfası adına düzenlediğim karikatür yarışmasının jürisine davet etme cüretini göstermiştim. Kağıtlara aldığım notları heyecandan okuyamaz hale gelerek, telefonun başında nasıl ecel terleri döktüğümü anlatamam. Oysaki hoca, sakin ve sevecen bir şekilde bu davete “evet” diyordu.
Sonrasında Ferruh Doğan…
İnsanı rahatlatan, doğal olmayı seven, bir mücadele insanı…
Bir o kadar alçak gönüllü ve samimiydi.
Bize Ferruh Doğan olduğunu hiç hatırlatmadı.
Ve Raşit yakalı…
O Dünya tatlısı, sevimli insan.
Büyükle büyük, küçükle küçük yüreği kıpır kıpır.
Biz usta, o çırakmış gibi onore eden, ince ruhlu, güneş yüzlü.
Onlar karikatür sanatına yıllarını vermiş, çizginin zirvesinde olan usta sanatçılar.
Son olarak Trabzon’un misafiri Erdoğan Bozok hoca oldu.
Sanki uzun yılların dostluğunu saklayan bir arkadaş, babacan bir şefkat ve bir o kadar da alçak gönüllü.
1940’lı yıllarda ailesiyle Trabzon’un Sotka Mahallesinde oturmuş, Trabzon Lisesi’nin orta kısmında okumuş bir usta karikatür sanatçısı. 65 yıl sonra eşiyle birlikte Trabzon’a ayak bastığında heyecanı bir başkaydı.
Yıllar öncesinin izlerini aradı Trabzon’da
Karikatür çizdiği duvarları, oturdukları evi, komşularını ve mahalle arkadaşlarını aradı. Zamanın acımasızlığı önem verdiği birçok değeri alıp götürse de, geride kalan birkaç dostunu hayatta bulabilmenin mutluluğunu yaşadı. Yüzyılı aşan geçmişiyle Trabzon Lisesinin albümünden öğretmenlerini, sınıf arkadaşlarını aradı. Okuduğu Trabzon Lisesini ziyaret etti. O güzelim bahçesinde dolaştı, asırlık manolya ağaçlarının gölgesinde oturdu. Koridorları dolaşıp, okuduğu sınıfta anılarını tazeledi. Yılların karikatür ustasını Trabzon’da görmek, karikatür sanatının çömezleri olarak bizleri de heyecanlandırmıştı. Üç günlük kısa programına, Trabzon’u gezmesini, dostlarını görmesini ve dinlenmesini engellemeyecek şekilde biraz da sanat katmaya çalıştık.
Trabzon Sanatevi’nde sanatseverlerin katıldığı hoş bir söyleşi gerçekleştirdi.
Usta karikatür sanatçısı, Trabzon anılarını ve uzun yıllar emek verdiği karikatür sanatını anlattı.
Bazen duygusal, bazen coşkulu…
Heyecanlıydı koca usta.
Onu izlerken; karikatür sanatına yıllarca emek veren diğer ustalarımız gibi saygınlıklarını korumamız ve bizlere miras kalan vazgeçilmezlerimiz olarak kalmaları gerektiğini anlıyordum.
Ak düşen saçlarıyla sanata bir ömür harcayan ustalarımızın ulaşılmaz olmadıklarını, ulaşılmazı sadece şehirler arasındaki mesafelerin oluşturduğunu görüyordum.
Trabzon Sanatevi bahçesinde 30 karikatürden oluşan sergisini açtığımızda hocanın mutluluğu bir başkaydı.
Eşiyle birlikte geldiği Trabzon’da o anılarını tazelerken, bizler de karikatür adına kendisinden bir şeyler alabilmenin, başarabildiğimiz bir şeyleri kendisiyle paylaşabilmenin mutluluğunu yaşadık.
Göstermek zorunda olduğumuz misafirperverlik karşısında, benim gibi bir çömeze sürekli teşekkür etmeyi ihmal etmeyen bu usta sanatçı karşısında daha da çok ezildiğimi hissettim.
65 yıl sonra gezi amaçlı bir Trabzon ziyaretine birazcık da olsa sanat sığdırabilmiştik.
Kendisini bu kadarla bırakmayacağımızı söyleyerek tekrar İstanbul’a, o uzak şehre uğurladık.
Yıldan yıla her genel kurulda görüşsek de sanatla buluşmak daha güzel olmuştu…
Sotkalı Bozok hoca, kuyruklu yıldız gibi 65 yılda bir geçme Trabzon’dan.
Kendine has güzellikleriyle mevsimler gibi gel…. 
 

yazarın diğer yazıları

   
 
 
                                                    Yayın Kurulu: Metin Peker (Başkan), Aziz Yavuzdoğan (Genel Sekreter)
                                                    Kayıhan Fırat (Sayman), İbrahim Tapa (Üye) Kadir Doğruer (Üye)
 
Genel
yorum
muzik
dizi
Güncel
sinema
son haber
haber
Bilgi
sözlük
yemek tarifleri
news
Eğlence
sex
oyun
radyo
Arama
google
video
rss