Türk karikatür sanatının ustalarından Semih Balcıoğlu için Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Basın Müzesi’nde “Karikatür Ustası, Bir Basın Emekçisi" bir panel düzenlendi. Panel öncesinde Balcıoğlu’nun Karikatür ve Mizah Müzesi Özgün Baskı Atölyesi'nde yaptığı çalışmalarından oluşturulan bir de sergi açıldı. Balcıoğlu’nun karikatürist ve gazeteci dostlarının bir araya geldiği sergi açılışı ve panele eşi Emel Balcıoğlu da katıldı.

 TGC ile Karikatürcüler Derneği'nin ortaklaşa düzenledikleri panele TGC Başkanı Orhan Erinç, Karikatürcüler Derneği Başkanı Metin Peker, TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto ile karikatüristler Kamil Masaracı, Semih Poroy ve Dr. Kadir Doğruer konuşmacı olarak katıldı.
Toplantıya Karikatürcüler Derneği Genel Sekreteri Aziz Yavuzdoğan, Yönetim Kurulu üyeleri Akdağ Saydut, İbrahim Tapa, Nuri Bilgin, dernek üyeleri Mustafa Bilgin, Muhittin Köroğlu, Erdoğan Başol, Ali Şur, Bülent Karaköse, Kemal Özyurt, Hasan Seçkin Raşit Yakalı, Yurdagün Göker, Karikatür Ve Mizah Müzesi Müdürü Erdoğan Bozok ve bazı Gazeteciler Cemiyeti mensupları da dinleyici olarak katıldılar…







 Semih Balcıoğlu ve hayatta olmayan karikatür sanatçıları için bir dakikalık saygı duruşundan sonra konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, Semih Balcıoğlu’nun iki yıl önce TGC Onur Kurulu Başkanı iken aramızdan ayrıldığını hatırlatarak, “Bugün aramızda olsaydı 82 yaşında olacaktı. Semih Ağabey sadece bir gazeteci ve karikatür sanatçısı değil aynı zamanda iyi bir örgütçüydü de. Karikatürcüler Derneğinin kuruculuğunun yanı sıra 6 yıl süreyle TGS’nin da Genel Başkanlığını yaptı” dedi.
 Erinç, şunları söyledi: “Semih Ağabeyi aramızdan ayrılmasından sonra eserleriyle aramızda yaşadığını bilerek her zaman saygıyla ve sevgiyle anıyoruz. Eserleriyle yaşıyor ama kahkahalarını da unutmak mümkün değil. Onunla birkaç gezide bulunmuş olmanın verdiği katkıyı ve zevki bugün de özlemle anmak durumundayız. Ben de Semih Balcıoğlu’nu burada saygı ve sevgiyle anıyorum.”
 Karikatürcüler Derneği Başkanı Metin Peker ise “Karikatürcüler Derneğini değerli büyüklerimizle kurup bize armağan ettiği için Semih Ağabeye teşekkür ediyoruz” dedi.
 Karikatürist Dr. Kadir Doğruer de karikatür heyecanının giderek azaldığı bir dönemde Semih Balcıoğlu’nu anmanın çok önemli bir anlam taşıdığını ifade etti. “Karikatür heyecanının hiçbir zaman kaybetmemiş, her türlü derinliğini her zaman hissetmiş Semih Ağabeyi anarken, karikatürdeki erozyonu bir şekilde gündeme getirmek anlamlı olur diye düşünüyorum” diyen Doğruer, Balcıoğlu’nun sayılamayacak derecede çok insana karikatürü sevdirmiş olduğunu belirtti. Semih Balcıoğlu ile tanışmanın kendisi için bir ayrıcalık olduğuna değinen Doğruer, şunları söyledi: “Benim karikatür çizmem ve karikatürcü olarak anılmamda tek etken Semih Ağabey ile tanışmış olmaktır. Her karşılaşmamda onun hiçbir zaman karikatürden uzaklaşmadığını, her anının, her dakikasını karikatürle yaşadığına tanık oldum. Ya bir kitap ya da sergi hazırlıyordu ve bizlerde bu heyecanı vermeye çalışıyordu. Onu hep kocaman masalar ardında gördüm. Kalemiyle, fırçasıyla ulaşılmaz gibiydi. Fakat hep yanımızdaydı ve bizi desteklerdi. Bu kadar kocaman masaların ardında büyüyebilmesi bana şunu gösterdi: o büyük bir karikatürcüydü, ona ulaşmak, onu tartışmak çok zor.”
 Oturum başkanlığını yapan TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto ise Semih Balcıoğlu’nun “TGC’nin hangi toplantısı olursa oldun iki eli kanda olsa gelirim” dediğini hatırlatarak, “Semih Ağabey’i biraz geç tanıdım ama dostluğuyla çok onurlandım” dedi.  Karikatürist Kamil Masaracı, Balcıoğlu’nu tam olarak anlayabilmek için onunla arkadaşlık edilmesi gerektiğini belirterek, şöyle konuştu: “Semih Balcıoğlu ile farklı yaşam alanlarında paslaştıkça, onu tanıdıkça derinleştiğini görüyoruz. Kahkahasının ardında bir sürü anlam vardı. Semih Ağabey, bir proje ustasıydı. Uygulamaya koyduğu projelerin yanında her zaman yedeğinde de en az 3–4 tane proje daha vardı. İleriye dönük bir insandı. Zaman zaman kendisiyle Akademi Lokantası’nda buluşmalarımız olurdu. Semih Ağabey her zaman o hoş, düzgün, yakışıklı görüntüsüyle karşımızda dururdu. ‘Ağabey, yaşını hiç göstermiyorsun’ derdik. O da, ‘Şimdi gösterirsem ayıp olur’ deyip, kahkahasını sunardı bize. Yarışmada jüri üyesi olarak Ürgüp’e gitmiştik. Yolda tur atıyoruz. Değerlendirmemizi yaptık, boş zamanımızı değerlendiriyoruz. Mahmut Karatoprak, yürürken arkadan “Jüriiii” diyerek laf attı. Semih Ağabey de çok güldü buna. Ertesi gün baktık, Semih abi arkamızdan yürüyor ve bize “Jüriiiii” diye laf atıyor. Mahmut Karatoprak’ın esprisi hoşuna gitmiş, sırf bize sataşmak için arkamızdan yürüyor. Aslında hiyerarşi, ast üst ilişkilerini sevmezdi. Semih Abi ile Bandırma’ya gitmiştik. Orada da çok güzel, eğlenceli anılarımız oldu. Semih Ağabeyle Bandırma’dan dönüyoruz. Bursa’ya geldik arabayla. İstanbul yolunu arıyoruz. Konu yön duygusu ile ilgili konuşmaya döndü. Arabadakilere soruyor. “Senin yön duygun nasıldır”. Ben, “Yön bulamam dedim”. Semih Ağabey, ‘Ben de yön bulamam. Bu gibi durumlarda Emel’e sorarım, Emel ne derse tam ters istikamete giderim” demişti.” Semih Abi çok nazik, çok kibar bir insandı.Herkese siz diye hitap eder. Bir gün taksiye biniyor. Binerken sürücüye “günaydın” diyor. Sürücü şaşkın soruyor: “ Abi siz İstanbullu muzunuz?” Yine bir taksi anısı var. Bunu biraz sansürlü anlatmak zorundayım. Taksiye biniyor, yol üstünde bir fırın. “Taş Fırın” ekmeği burada satılır diye bir levha var. Semih Abi sürücüyü deşmek için her zamanki kibar haliyle soruyor: “Af edersiniz –hep böyle sorar zaten-Taş fırın ekmeğinin diğer ekmekten farkı ne?” Sürücü bıçkın, yanıtı yapıştırıyor. “Abi, bu taş fırın ekmeği var ya, normal ekmeğin.t…….sı!” Bir de Bulgaristan/Gabrova’ya gitmiştik. Sabah yola çıkacağız. Ama bir gün öncesinde şaka gecesinde biraz fazla içtik. Bende yola çıkarken buzlu şalgam suyu hazırladım. Semih Poroy ile buluştuk. Semih Abi’yi de evinden aldık. Ama akşamdan kaldığımız için keyfimiz yok. Ben otoyolda giderken “Abi yandık, şalgam suyu olsa iyi giderdi değil mi” diyorum. “Manyak mısın hem de nasıl gider” diyor. Aradan bir süre geçiyor, yol alıyoruz. Yolda dinlenme yerleri var. Genellikle kamyonlar giriyor. Bunlardan birinin işaretini görünce “Abi duyduğuma göre buralarda park eden kamyoncularda şalgam suyu varmış, girip bakalım” diyorum. Benim yüzüme bakıp, Semih Poroy’a dönüp “ne diyor bu” gibi işaretler yapıyor. Tabi ben park alanına girdim. Semih Abi hala Semih Poroy’a işaretler yapıyor. Ben plastik bardak da almıştım. Arabanın bagajından şalgam suyunu çıkartıp ikram edince çok hoşuna gitti, meşhur kahkahasını patlattı.
 “Günlük mizah yapıyorsanız, ülkede yaşananları çiziyorsanız zaten yerel olmak zorundasınız” diyen karikatürist Semih Poroy, “Genel karikatürcülüğün o büyük etkinliği içinde baktığınızda, Semih Balcıoğlu aynı zamanda evrensel bir karikatürcü olduğunu görüyoruz” dedi. Poroy, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizlere söylediği şeylerden benim en önemsediğim şudur: ‘Günlük bir gazete karikatürünün en fazla 24 saat ömrü vardır. Bir dergi ise, bir hafta insanların elinde durur. Yani çizdiğiniz her şey geçicidir. Onların kalıcı olması için mutlaka kitaplaşması gerekir. Bunun için kitaplaşmaya önem verdi ve pek çok karikatür albümü bıraktı. İster istemez karikatürlerimiz arşivlenmeden kayboluyor. Kitaplaşmadığı sürece karikatürler kalıcı olmuyor; ancak birkaç karikatür hatırlanabilir hafızalarda. İleriki zamanlarda da Türk karikatürünü araştıracak birisi için karikatürcünün kendisinin seçtiği çalışmalardan oluşan hazır kaynakların bırakılması gerek. Güzel sanatlara eğilimli üniversitelerden de bazılarını katarak TGC ve Karikatürcüler Derneği’ne ortaklaşa şöyle bir görev düşebilir diye düşünüyorum: Semih Balcıoğlu gibi karikatürcülerin sanatlarını A’dan Z’ye inceleyen seminerlerin, toplantıların yapıldığı, bildirilerin sunulduğu ve sonunda da kitaplaştığı birkaç günlük araştırma-toplantısı şeklinde etkinlikler yapılabilir.” Zafer Atay ise konuşmacıların Semih Balcıoğlu’nu anarken daima “Abi” dediklerini, bunun Babıali’de çok büyük bir anlamı olduğunu, “Abi dert dinler, sorun çözer, gencin hakkını korur, Babıali’de Abi olmak çok önemlidir” sözleri ile anlattı.  Raşit Yakalı : Ben öğretmen olarak çalışıyordum. Yıl 1962. Basındaki bütün ünlü çizerlere şablon bir mektup yazıp, karikatür çizdiğimi ve daha iyi karikatür çizmek için neler yapmam gerektiğini sordum. Bir karikatürcü usta bana "karikatürlerini göder" diye yanıt verdi. Semih Balcıoğlu ise "madem öğretmensin yaz tatilinde İstanbul'a gel görüşelim" diye yazdı. Bu yanıtı alınca çok heyecanlandım Yaz tatilini beklemedim. Şubat yarıyıl tatilinde İstanbul'a gittim. Semih Abi ile böyle tanıştık. Ondan sonra Semih Abi'nin çömezi oldum. Ondan hiç kopmadım.

 Cihan Demirci, Erdoğan Bozok ve Yurdagün Göker de Semih Balcıoğlu ile ilgili anılarını anlattılar. (haber: Sabine Erkuş, fotoğraflar: Akdağ Saydut.)

Basın Müzesi'ndeki anma toplantısı sonrası, Dernek Başkanımız Metin Peker, İbrahim Tapa, Cihan Demirci, Kamil Masaracı, Muhittin Köroğlu, Ali Şur, Akdağ Saydut ve Aziz Yavuzdoğan, Asmalı Mescit'te bir restoranda birlikte yemek yediler, Balcıoğlu ile ilgili anılarını paylaştılar...
|